ENDÜSTRİ 4.0 VE MESLEKİ EĞİTİM

Endüstri 4.0 ile iş dünyası yüksek katma değerin, bilgi ve teknolojinin yoğun mal üretilen sektörlerde gerçekleştiğine işaret ederek, bu sektörlerin, temel bilimler ve matematik donanımlı, el becerileri gelişmiş, değişen şartlara uyum sağlayabilen bireyler istemektedir.

Akıllı makinalar yeni iş modelleri, imalat yöntemleri ve malzeme seçeneklerini beraberinde getirmekte, daha nitelikli ve uzmanlaşmış işgücü ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.

Eğitim konusunda atılacak adımlar ve alınacak kararlar, Endüstri 4.0’ın kaderini belirleyecektir.

Endüstri 4.0’ın gelişimi, pek çok kurumsal alanda olduğu gibi eğitim ve öğretim süreçlerini de etkileyecek. Özellikle mesleki eğitimde neyin, ne kadar, nasıl ve hangi araçlarla öğretileceğinin de kararının biran önce verilmesi gerekmektedir.

Günümüz işletmelerinin neredeyse tüm fonksiyonlarında iş gücünün pozisyon, görev ve iş tanımları değişecek; buna bağlı olarak mesleki eğitim hayat boyu hâle dönüşecektir.

Endüstri 4.0’ın iş gücünde aradığı beceriler; teknoloji kullanımı, bilgi yetkinliği, öğrenme istekliliği, problem çözme, işbirliği, takım çalışması, değişime kolay uyarlanma, çeviklik vb. olacaktır.

Bundan dolayı beceri temelli, yazılım yapan, kodlama bilen, üretim odaklı düşünen, yaratıcı, girişimci gençler yetiştirmemiz gerekiyor.

Endüstri 4.0 kapsamındaki mesleki eğitim sadece yüksek öğrenimden ibaret olmayıp orta düzeyli eğitim kademesini de çok yakından ilgilendiriyor.

Geleceğin fabrikaları artık daha sonuç odaklı düşünen, değerlendirme yapmayı ve problem çözmeyi bilen çalışanlar istiyor.

Normal şartlarda, mühendislerde aranan bazı özelliklerin artık ara kademe elemanlarda da bulunması gerekiyor. Geleceğin fabrikasını eğitimsiz ve vasıfsız işgücü ile işletebilmek mümkün olmayacak. Ülkemizde toplam işgücünün yüzde 68’i genel lise ve lise altı eğitimli ya da hepten eğitimsiz olduğunu da unutmamamız gerekiyor.

Bugün meslek sahibi olan yüzde 68’in eğitimi Endüstri 4.0’a, kalan yüzde 32’nin eğitimi ise geleceğe uygun değil. Bu durumda öncelikle sorgulamamız gereken mesleki ortaöğretim ve de yükseköğretim sistemimiz olmalıdır.

Nitelikli insan gücünü yetiştirmek için mesleki eğitimimizin bu kapsamda geliştirilmesi ve yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

Ülkemizin nitelikli işgücü yetiştiren, ürettiği değerleri ihraç eden ve hem bölgede hem global arenada söz sahibi bir ülke haline gelmesi için ilk adımın eğitim alanında atılması gerekmektedir.

Başta bilişim teknolojileri olmak üzere mekatronik, veri analizi, yazılım, siber güvenlik, robotik uygulamalar, dijital iş süreçleri gibi alanlarda donanımlı eleman ihtiyacına yönelik çalışmalara başlanılmalıdır.

Endüstriyel Bilgisayar Mühendisi/Programcısı, Robot Koordinatörü, Bulut Hesaplama Uzmanı, Veri Güvenliği Uzmanı, Şebeke Geliştirme Mühendisi, 3D Yazıcı Mühendisi, Giyilebilir Teknoloji Tasarımcısı gibi yeni meslekler ihtiyaç duyulabilecek mesleklerden bazılarıdır.

Bu insan kaynağının yetişmesi için eğitim kurumlarına, iş dünyasına ve STK’lara çok önemli görevler düşmektedir. Gerekli insan kaynağının yetiştirilmesinde bu paydaşların birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Bunun yanında özellikle ortaöğretim ve yükseköğretimde yeni programların zaman geçirilmeden hayata geçirilmesi de oldukça önemlidir.

Ülke olarak kalkınma stratejimizin özünü bilişim teknolojileri alanında daha donanımlı, daha yenilikçi ve girişimci insanımız ve işletmelerimiz oluşturmalıdır. Bundan dolayı yakın dönemde yaşanacak geçişi yönetmek ve buralarda yer bulmak için planlı hamleler yapılmalı, stratejiler ortaya konulmalı ve nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi gerekmektedir.